Orhan Sal Altınordu Maçı Sonrası Yeni Köşe Yazısı Sporanki

Alayına İsyan İnadına Ankaragücü Ücretsiz Mobil Uygulamamızı Aşağıdaki UYGULAMAYI YÜKLE Butonuna Tıklayıp İndirin Ankaragücü ile İlgili Maç Özetleri Tezahüratlar Videolar ve Ankaragücü ile İlgili Herşeye Hemen Ulaşın.
image

1910'DA İSTANBUL'DA KURULDU, 2018'DE İSTANBUL'DA KURTULABİLİR

Giresunspor maçından bir saat önce kadrolar elimize gelince şaşırmadım dersem yalan olur. Çünkü Giresunspor maçının ilk 11’inde hücuma yönelik bir kadroyu gördük. Umut ve Kehinde aynı anda ilk 11’deydi. Kenan ve Putsila’da sahadaydı. Bu maçın özelinde gerçekten yapılması gereken de buydu. İsmail Kartal, hedefsiz kalan rakibini ilk dakikalarda hücum silahlarıyla yıkıp, maçı 3 puanla tamamlamayı düşünmüştü. 3. dakikada gelen Putsila’nın golüyle de ilk hedef tutturulmuştu. Ancak rakip kalemize geldiği 2 pozisyonda da 2 gol bulunca bir anda bütün planlar alt üst oldu. Özellikle yenen 2. golde adam paylaşımının felaket olduğunu belirtmek lazım. Fakat nihayetinde kazanılması gereken bir maçtı ve Ankaragücü oyuncularıda bunun bilincindeydi. Bu bilinçle takım yapılması gereken her şeyi yaptı. Olgun ataklar denendi, iyi pas yapıldı. Top rakip ceza alanına iyi getirildi. Yine bir Erdem Özgenç klasiği ile onun ortasında penaltı kazanıldı. Umut Nayir topu filelerle buluşturarak skora denge getirdi. Bu gol aslında ikinci yarı için büyük moral golüydü. İkinci yarı sarı-lacivertliler yine oyun disiplininden kopmadan, panik, telaş yapmadan oynadılar. Golün her an geleceği belliydi. Hem takım iyi oynuyordu, hem de bu haftalarda oynanabilecek en iyi takım rakibimizdi. Hedefsiz kalan Giresun takımı Ankaragücü’nü zorlamıyordu. Direkten dönen toplar, kaçan gollerin ardından nihayet Kehinde’nin golüyle Ankaragücü 3-2 öne geçti. Daha sonra son derece kontrollü bir oyunun ardından, maç soğutularak tamamlandı. Bu gol ve bu galibiyet aslında 3 puandan daha ötesi, bir galibiyetten daha fazlasıydı… ALTINORDU’NUN ÖĞRETTİKLERİ Tabii bu yazıyı yayınlamak için Altınordu-Ümraniyespor maçının bitmesini bekledim. Rize’nin, Eskişehir’i rahat yeneceği belliydi. Bu maçta Rize’nin 2. golünün başlangıcı sanki ofsayttı. 3. goldeki penaltı pozisyonu da komik bir penaltıydı. Ama şaşırdık mı? Tabii ki hayır. Çaykur Rizespor bu galibiyeti ile Süper Ligi bana göre garantiledi. Bu da sürpriz değil. Samudio faktörünün Çaykur Rizesspor’u şampiyon yaptığını söyleyebiliriz. Burada sorgulanması gereken Çaykur’un Rizespor’a ne kadar katkı yaptığı ve MKE’nin Ankaragücü’ne ne kadar katkı yaptığıdır. Gelelim Ümraniyespor  - Ankaragücü maçına. Aklıma hemen bir anım geldi. Geçen sezonun başındayız. Ankaragücü takımı hazırlık kampında Kızılcahamam’da hazırlık maçı oynayacak. Rakip Ümraniyespor. Maçı izlemeye Kızılcahamam’a gittik. İstanbul ekibi 1. Lige yeni çıkmış. Birkaç yabancı almışlar. Kadrolarına bir baktım, tanıdığım neredeyse hiçbir oyuncu yok. O gün Kızılcahamam’da izlediğim Ümraniyespor takımının bir gün Ankaragücü’nün kaderini belirleyecek bir maça çıkacağını asla aklıma bile getirmemiştim. İşte nereden nereye!.. Evet belkide bu hafta Ankaragücü’nün bu takımla final maçı oynayacak olması bir şanstır. Ümraniye ile oynamasan 4’de 4 yapsan bile belki de şampiyon olamayacaktın. Ama şimdi direkt rakibinle oynayacaksın ve kazandınmı bu iş bitmiş demektir. Bu şansın iyi kullanılması lazım. Ümraniye’ye karşı Denizli’deki gibi harala gürele ve kontrolsüz oynarsan kaybedersin.  Ümraniye’ye karşı Altınordu’nun oynadığı gibi oynarsan da kaybedersin. Öyle kazanacağım diye, paldır küldür saldırmak olmaz. Kontrol şart. Birinci taktik; asla yenik duruma düşmeyeceksin. Çünkü rakip futbol tabiriyle “kaşar” denilebilecek bir çok oyuncuyu kadrosunda bulunduruyor. Gerekirse yata yata maçı bitirirler ve hakem de sadece maksimum 4 dakika uzatma verir. (Altınordu maçı) Bu tam bir hakem aczidir. Üstelik bu takıma karşı hakemlerin inanılmaz bir hoşgörüsü var. Bunun nedenini de çözemedim. Mesela bir maçta bir oyuncu (Armel Dole), bir rakibine (Erce Kardeşler) kasten ve bilerek dirsek vuruyorsa bunun futboldaki cezası kırmızı karttır. Ama gösteremiyorlar. Tabii Erce Kardeşler deyince aklıma Altınordu futbol okulundaki hocalar geldi. Mesela Erce Kardeşler’e hocaları sanırım rakip takım frikik atarken, kalecinin frikiği atan oyuncunun, topu kalenin neresine atarsa atsın, gelen topu karşılayacak bir şekilde pozisyon alması gerektiğini ve kalenin 1 tarafını tamamen boş bırakmaması gerektiğini öğretmişler sanırım. Veya Hasan Hatipoğlu’na aldığı her topu rakibe pas olarak vermemesi gerektiğini de öğretmişlerdir. Neyse maça bir FİFA hakemi atarlar inşallah… Sonuç olarak bebeler; Ankaragücü 1910 yılında İstanbul’da kuruldu, 2018 yılında da İstanbul’da dirilebilir. İnşallah öyle olur… ORHAN SAL www.sporanki.com

Category

Köşe Yazıları