Ankaragücü Köşe Yazısı Orhan Sal Bu Takımın Derdi Ne?

Alayına İsyan İnadına Ankaragücü Ücretsiz Mobil Uygulamamızı Aşağıdaki UYGULAMAYI YÜKLE Butonuna Tıklayıp İndirin Ankaragücü ile İlgili Maç Özetleri Tezahüratlar Videolar ve Ankaragücü ile İlgili Herşeye Hemen Ulaşın.
image

nkaragücü tribünlerinin sevilen isimlerinden Osman Amca ve oğlunun Ankaragücü'nün Süper Lig'den düştüğü sezon ağlayarak yan yana çekilen fotoğrafı futbol tarihinin en dramatik fotoğraflarlarındandı. Ancak Ankaragücü-Gaziantepspor maçının ardından yaşanan inanılmaz sahneler gerçekten hepimizi yıktı ve çok daha acı görüntülerle baş başa kaldık. Gaziantepspor taraftarının Ankaragücü taraftarının takımlarını tribüne çağırarak "Aldırma Antep aldırma!" şarkısını söylemeleri ile birlikte bütün Gaziantepsporlu taraftarlarlar adeta hüngür hüngür ağladılar. Daha sonra futbolcularında soyunma odasında ağladığını öğrendik. Aslında bu takım sezon başladığında düşmüştü. Ama hiç bu tür ağlama görüntüleri görmüyorduk. Ama Ankara'da yaşanan olayla tüm kırmızı-siyahlılar adeta bir duygu patlaması yaşadılar. Kaderlerine isyan ettiler, kendi, şehirlerinde bu kadarını bile görememenin isyanını yaşadılar. Adeta onlar ağladı, biz ağladık. Peki biz neden ağladık? Çünkü bizde bu yollardan geçerek buralara geldik. Bizi de ittiler, kaktılar, horladılar, aşağıladılar. Hatta kupa maçında İstanbul'da Beşiktaş taraftarı gencecik oyuncularımıza para attılar. "Açlıktan geberin!" diye bağırdılar. Bu aşağılık muamemeleye maruz kalan hiçbir Ankaragüçlü bir Avrupa maçında bile olsa o takımı desteklemez. Ankaragücü taraftarı bir kez daha büyüklüğünü ve özel  olduğunu gösterdi ve tüm Türkiye'ye müthiş bir mesaj verdi. Yıllarca Artvin’den Aydın’a, Hatay’dan Kırklareli’ye kadar en ücra köşelere gidip takımlarını destekleyen bu taraftardı. O yüzden Gaziantepsporlu taraftarların neler hissettiğini de zaten en çok sarı-lacivertliler anlardı. Gelelim Ankaragücü'ne... “Dost acı söyler” derler…Biz de bu kulübün bir seveni ve taraftarı olarak biraz acı olanı ama gerçekleri konuşalım. Bunu da kötü zamanda değil de takım maç kazandığı ve şampiyonluğun en büyük iddialısı olduğu bir haftada söyleyelim. Ankaragücü bu sezon bazı maçları bir kenara bırakırsak çok iyi futbol oynadı diyemeyiz. Ama kimsenin hakkını yemeyelim. Tüm takım inanılmaz savaştı, mücadele etti, koştu, çalıştı, bir adam 2-3 kişilik oynadı. Bu da sonuçlara yansıdı. Takım zirveye çıktı. İlk yarı itibarıyla ligin lideri Ankaragücü’ydü! Keyfimiz yerindeydi. Ama biliyorduk ki bu biraz suni bir başarıydı. Acaba bu gazla nereye kadar gidilebilirdi. Onu beklemeye başladık. 2.yarının ilk maçından itibaren takımda belirgin bir düşüş gözlendi. Hem istenen futbol, hem mücadele ve o eski asi ruh görülmüyordu. Buna birde hakemlerin rakiplere çalışması, Ankaragücü alehine de belirgin hataların yapmasını eklersek, üzerine birde artık o yanımızda olan futbol şansının takımı terk etmesini koyarsak ortaya bu tablo çıkıverdi. “Ya futbol şansı da ne ola ki” filan diye düşünenler olabilir. Ama bu hakem şansı gibi bir şeydir ve çok çok değerlidir. Örneğin Ümraniyespor’a atılan 1.gol veya Gazişehir’e atılan 1.gol tam anlamıyla bir futbol şansıydı. Ama Ç.Rizespor maçında gol atacakken dönen topta gol yenmesi, (2 kez) Samsun’da Erdem’in eline topun es kaza çarpıp penaltı yenmesi de tam bir futbol şanssızlığıdır. ALLAH’INI SEVEN AYAĞA GELEN KISMETİ TEPMESİN Şimdi geriye 10 maç kaldı. Ankaragücü eğer şu son 8 maçta 2 galibiyet elde edip “halen” liderin ensesindeyse bu büyük, hatta çok büyük şanstır. Ve inanın bu şans tarihte bir kez ele geçer. O yüzden bundan sonra hepimize görevler düşüyor. Bugüne kadar olan bölümde herkesin günahı sevabı var. Öncelikle yönetim ne yapıp edip yasağı açmalıydı. Takıma bir dokunuş şarttı. Bir sol bek, bir orta saha ve bir forvet transferi yapılmalıydı. Açılamadı. Ama kaynak yaratma yolunda ne kadar çaba gösterdiklerine de ben şahidim. Maalesef olmadı. Sezon başı transferde büyük hatalar yapıldı. Bu ligde yabancısından en az faydalanan takım Ankaragücü. Şampiyonluğa oynayan takımların yabancılarına bak, Ankaragücü’nün yabancılarının verdiği katkıya bak. Tandoğan Tesisleri’ndeki sahanın alt  yapı için yeniden çimlenmesi lazım, sahanın durumu içler acısı, takımı siyasetten artık uzak tutmak lazım. Siyasetle Ankaragücü aynı masaya oturmamalı. Maça gelip destek verene eyvallah çekilmeli. Ama daha öteye gidilmemeli. Bu kulübe siyasetin faydası olmaz. Olmadığı görüldü. KARTAL’IN HATALARI VAR ! Teknik direktör İsmail Kartal elbette takımı belli seviyeye ve şampiyonluk noktasına getirdi. Katkısı inkar edilmez. Ama son dönemde bariz hataları var. Adana Demirspor maçında uzatmalarda takımı toplu olarak ileri çıkarması, Altınordu maçında Putsila’nın takım baskı kurmuşken oyundan çıkarılması, Elazığ maçında kazanmak için fazla çaba gösterilmemesi, Ç.Rizespor maçında saha ve taraftar avantajını kullanamayarak takımı ilk 30 dakikada sürekli kendi alanında tutma taktiği, bu maçta Enes Kubat’ı erken çıkarması ve son Samsunspor maçında orijinal stoperi bile olmadan sahaya çıkan sorunlu Samsunspor maçında  kazanmak için hiçbir şey yapılmaması Kartal’ın büyük zaafları.(Bu maçtaki Kenan Özer’in pozisyonu kesin penaltı değil. Ama İzmir’den gelen hakemlerin Ankaragücü’ne sıkıntı  yarattıkları da bir gerçek) Tamam biz hakemleri eleştiriyoruz ve ligin kaderini tayin ettiklerini görüyoruz. Ama Ankaragücü’nün az penaltı kazanmasının doğrudan takımın az hücum yapmasına, alehine verilen penaltıların da sürekli maçın kendi alanında oynamasıyla ilişkili bir durumda olabilir. Sen az hücum yaparsan az penaltı alırsın, çok sahanda kalırsan alehine çok penaltı çalınır. 10 MAÇ HAYATİ ÖNEMLİ İsmail Kartal’ın kalan 10 maçta oyun sistemini bir kez daha gözden geçirmesi gerekli. Kartal’ın Fenerbahçe teknik direktörü Aykut Kocaman’la yakın dost olduğunu biliyoruz. Ondan örnek aldığı bazı şeylerin olduğunu da biliyoruz. Örneğin Kocaman, Konyaspor’da katı savunma anlayışıyla hem Türkiye Kupası’nı, hem de Süper Kupa’yı kazandı. Hem de kendisinden çok çok güçlü takımları yenerek. Kartal’da özellikle son dönemde katı bir savunma anlayışına gitti. Tamam bende savunma taraftarıyım, forvetlerin maç kazandırdığını, savunmanın şampiyon yaptığını inanıyorum. Ama abartmamak lazım!.. Sen Ankaragücü’sün… Bu ligde büyük bir güçsün. İsmin bile rakibe baskı unsuru. Taraftarının da desteğiyle rakibini 19 Mayıs’ta sindirip, pısdırman lazım. Ama bugüne kadar bunu başaramamışsın. Çaykur Rize gibi çok önemli bir maçın ilk 30-35 dakikasındaki gibi kendi sahana kapanıp, süreyi heba etmemen lazım. Oyuncu tercihlerini özellikle içeride daha hücuma dönük isimlerden kurman lazım. Aykut Kocaman’ın Volbuena sorunu gibi, sende bir Tisdell / Kehine sorunu yaşatmaman lazım. Görüyoruz ki oyuncu tercihlerinde büyük hatalar yapılıyor. Kibong-Arif-Sedat üçlüsüyle bir maça başlamak peşinen beraberliği kabul etmek demektir. Gaziantepspor maçında çok kötü bir görüntü sergilemesine rağmen Tisdell’e kesinlikle daha fazla şans verilmeli. Takım hücumda zaten sıkıntılı, topu ileri bir şekilde taşıyacak adamlardan birisi de Tisdell’dir. Balıkesir maçında oyuna girdi, belki sonuca etki etmedi. Ama rakibi 7-8 kere kendi sahasına koşturdu ve yordu. Ç.Rize maçında girdi rakibi zorladı, taraftarı gaza getirdi. Bunları görmek gerek. Kehinde bu kadar etkisiz, işe yaramayan bir oyuncu değil. Olamaz. Kehinde’den verim alamayan kendinde suçu arasın bence. Kehinde’yi sürekli oynatıp hazır tutmak lazım. Kulübede çok tutarsan sonucu bu olur işte. Oyuncu körelir. Hiçbir oyuncu vazgeçilmez değildir. İlhan Parlak’ın iyi olmadığı dönemlerde kenarda olması hem takıma, hem İlhan’ın faydasına olur. Elbette şu dar kadrodan hiçbir oyuncuyu kaybetmememiz lazım… Umut’u, İlhan’ı, Arif’i, Kenan’ı hepsi bizim. Bu savaşta bu oyuncularla hedefe koşacağız ve sonuçta inşallah kazanacağız. GAZİANTEP MAÇINDAKİ GÖRÜNTÜ FELAKETTİ Ankaragücü takımında bir sorun var... Ama bu sorun nedir bilmiyorum...Bu takımın gücü sınırlı bunu biliyoruz. Ancak bu kadar vasat oynayacak bir takımda değil bu takım!.. Gaziantep maçına bakıyorsunuz; sanki kimse oynamak istemiyor. Bir isteksizlik var ki sormayın gitsin. Takım içinde sanki büyük bir huzursuzluk var gibi. Goller atılıyor, bir isyan, bir tepki. Zoraki seviniliyor. Nedir bu tavırlar anlam veremiyorum. İsmail Kartal’ın çıkardığı kadro ve sistem bu maça zerre kadar uygun değildi. Böylesine bir rakibe karşı bile tek forvet, çift ön libero ile başlamak anlamsızdı. İkinci yarı forvet çiftlendi, agresif oynandı ve sonuç alındı. Teknik ekip ve futbolculara seslenelim. Şu anda nerede olduğunuzun farkında mısınız? Takım şampiyonluğa gidiyor. 10 hafta kaldı 10! Biraz sıksanız 10'da 10 yaparsınız.Ama tadınız yok. Beyler kendinize gelin. Bu takımı dipsiz kuyulardan buralara geldi. Siz Süper Lige çıkarırsanız, adınız tarihe altın harflerle yazılır. Maddi ve manevi anlamda büyük kazançlar elde edersiniz. Bu büyük camianın kaderi sizlerin ellerinde. Boluspor maçı ligin geleceği için belirleyici olacak. Bolu'da bitirin şu işi. Ya o iradeyi gösterin "Biz çıkacağız!" deyin, ya da kapatalım dükkanı "biz yokuz!" diyelim. Boşu boşuna pembe hayaller kurmuyalım. Elimizde kağıt kalem her hafta 50 kez puan hesaplaması yapmayalım. ORHAN SAL

Category

Köşe Yazıları